UPUZUUUN BİR ARADAN SONRA...

by 8/12/2015 11:10:00 ÖS 2 Yorum


Selamlar, selamlar...
Ne kadar olduğundan bile emin olamadığım bir süreç sonucunda tekrardan kendime gelmiş bulunmaktayım. Kulağım Hyunseung'in büyüleyici sesinde, ağzımda narlı soda tadı ve kafamda bir sürü düşünce... Bazen kafamı arkaya yatırıyorum sandalyemde ve çalışma masamın üstünden bana destek veren biblolarımla göz göze geliyorum. Ne diyecektim ben? Heh, süreç...
Aylardır yokum. Bilen bilir, bu sene lanet lisemdeki son senemdi. Ve tahmin edin sene boyunca ne yaptım? Tabi ki inekledim. Karşılığını alabildim mi? Koca bir hayır.
Nankörlük etmek istemem, ya da ÖSYM'den sillesini yemişlere kabalık etmek istemem. İyi bir üniversitede güzel bir bölüm kazandım. Ama sorun hayalim orası mıydı... Belli bir yere kadar öyle.
Üniversitem çocukken hayallerimi süsleyen bir yer. Yatar kalkar oraya gidicem derdim bir ara. Çocukken nasıl bir saflıkla nasıl bir inançla dua ettim orası Allah-ul Alem. Fakat Çocukluk Hayallerim listesine bir tik daha atmış bulunmaktayım...
Sorun bölümümde. Sevecek miyim nefret mi edeceğim hiç bilmiyorum. Endüstri Mühendisi olmak istiyordum ama İstanbul'daki devlet üniversiteleri tutmadı. İTÜ ilk 3000 küsürü alıyor, Boğaziçi'nden bahsetmiyorum bile. Özele desen... Gitmek istemedim. Tercih listemde ne şehir dışı vardı, ne özel üniversite... Hatta öyle ki İstanbul Anadolu yakası bile yoktu.
Geçen haftalarda kayıt dönemi de bitti ve bir maratonun nihai sonuna geldim.Üniversitenin kapısından geçerken senelerdir çektiğim acılar gözlerimin önünden geçti. Dostluklar, gerçeklikler, ihanetler, yalanlar, ilk gerçek aşk... Hepsini kapı eşiğinde bırakmaya çalışarak girdim içeriye. Bırakmaya çalışarak, çünkü pişmanlıklarım arkamdan usulca ve sinir bozucu bir sessizlikle yürümeye devam etti. Ama "Keşke yapsaydın..." demeyi kısa bir süreliğine kesti.

Peki ben niye kısa denilemeyecek kadar uzun, uzun denilemeyecek kadar kısa süredir ortalıkta yokum, niye buralara dönmedim?

Sanırım zamana ihtiyacım vardı. Kafamın içi biraz daha berraklaşmalıydı. Aslına bakarsanız şu sıralar bir çok duyguyu bir arada yaşıyorum. Ama ağırlıklı olarak depresyonik bir hal. Dışarı yansıtmıyorum, kesinlikle kendi küçük dünyamda bunlar. Her şey tek renge inmiş... Öyle bir his işte. Hep özlem hep pişmanlık... Gerçekleri söyleyememenin verdiği kalp sıkışıklığı... Hem hayat dolu olup hem de hayattan soğumak, işte tam olarak bu iki his şu sıralar bir birine geçmiş ironik bir şekilde. Herkes ayrı ayrı olduğunu düşünürken ben bu ikisinin bir arada olmasını doğru karşılıyorum işte. Tuhaf.

Kitaplara verdim biraz kendimi. Eskilere dönüyorum, hayatımı gözden geçiriyorum, kitapta kendimi buluyorum, karakterle bir bütün oluyorum. İlk defa ne kadar olgunlaştığımı, büyüdüğümü hissediyorum. Üzüyor, çünkü ben hep annem ve babamın küçük kızı olarak kalmak istiyorum. Büyümek bana göre değil, ama zaten sana her zaman elma vermiyor. Biraz da limonata iç diyor adeta.

Neyse, şimdilik bu kadar. Biraz rahatlamış hissediyorum. Bir daha ne zaman gelirim hiç fikrim yok. Ama uğrayacağım kesin. Ne de olsa beni sakince dinleyen tek yer burası.

Sümeyye Kaya

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

2 yorum:

  1. Hoşgeldinn, sonuna geldin demek yorucu maratonun. Bundan sonrası hayallerindeki gibi olur inşallah. Bu arada nereyi kazandın?
    Hakkımda hayırlısı buymuş de geç çok kafa yorma, sen ne dersen de her şey olacağına varıyor bir yerde. Allah pişman etmesin :)
    Belki de sıkıntın sınavdan dolayı Allahtan çok uzaklaşmış olmandır? Bazen bir dua ile tüm dertlerinden kurtulursun :)
    Nacizane bir hatırlatma, her şey gönlünce olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mimar Sinan Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama kazandım.
      Ya zaten tek dediğim şey bu: Nasipte be varmış, Allah bunu nasip etmiş. Daha fazla derinlere inince isyankar olmaktan korkuyor zaten insan. :) Teşekkürler hatırlatma için :)

      Sil